Milletimiz askerliği kutsal bir görev saymış, asker ocağını "peygamber
ocağı" olarak bilmiştir. Bu kutsiyet duygusu bugün de tüm canlılığıyla
sürmektedir. Batılı ülkelerde askerlik para kazanmak için girilen
bir "meslek" iken, Türk gençleri için seve seve yapılan bir "vatan
hizmeti"dir. Bölücü terör örgütüne karşı yürütülen çetin mücadele,
bu bilinçle kazanılmıştır.
Bu bilincin sürekli olarak ayakta
tutulması ve yeni nesillere aynı coşkuyla aktarılması ise, devletimizin
gücü ve bekası açısından son derece önemli bir meseledir. Bu gerçek
göz önünde bulundurulursa, TSK ile devletin diğer kurumlarının arasını
açmaya çalışan ve hatta sanki TSK'nın Türk milletinin değerlerinden
uzakmış gibi göstermeye çalışan dış kaynaklı telkinlerin sinsi bir
planın parçası olduğu anlaşılır. TSK, Türk Milleti'nin içinden çıkmış
kahraman vatan evlatlarından oluşmaktadır ve Türk Milleti'nin değer,
inanç ve ideallerinin hepsi TSK tarafından paylaşılmakta ve temsil
edilmektedir. Milletimiz de bu gerçeğin bilincindedir ve nitekim
yapılan kamuoyu araştırmalarında "en çok güvendiğiniz devlet kurumu
hangisidir" sorusuna hep birinci olan "Türk Silahlı Kuvvetleri"
cevabının alınması da bunun göstergesidir. (http://www.harunyahya.org/Makaleler/turkiye09.html)
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri
konusundaki hassasiyeti ve bu değerleri korumaktaki kararlılığı
ise devletimiz ve milletimiz için büyük bir güvencedir. Çünkü bu
temel nitelikler, Türkiye'nin hem muasır medeniyetler seviyesine
ulaşması, hem de toplumda başta din ve vicdan özgürlüğü olmak üzere
tüm sivil özgürlüklerin yaşanabilmesinin garantisidir. Burada TSK'nın
bazı konulardaki görüşlerinin isabetliliğine işaret etmekte yarar
görüyoruz:
Atatürk İlkelerinin Korunması: TSK'nın bu konuda gösterdiği hassasiyet,
başta da belirttiğimiz gibi ülkemiz için büyük bir güvencedir.
Çünkü geçmişte ülkemizi Atatürk'ün yolundan ayırmak veya Atatürk'ün
yolunu kasten yanlış yorumlayarak çarpıtmak isteyen akımlar olmuştur.
Örneğin, Atatürk'ün dini inançlara son derece saygılı olan laiklik
anlayışını kendi materyalist ideolojilerine kılıf haline getirmek
isteyenler; veya onun milli ve demokratik karakterdeki devrimlerini
çarpıtarak kendi hayallerindeki komünist devrim projelerine benzetmek
isteyenler olmuştur. Buna karşı TSK her zaman için gerçek Atatürkçülüğü
savunmuştur. Ilımlı ve barış yanlısı bir dış politika, dine saygılı
laiklik anlayışı, etnik değil kültürel temele ("Ne Mutlu Türküm
Diyene" formülüne) dayalı milliyetçilik, Batı dünyası ile yakınlaşma
ve işbirliği, ekonomik meselelerde pragmatizm, söz konusu gerçek
Atatürkçülüğün temel unsurları arasında sayılabilir.