Kuruluşunun 2212. Yıldönümünde
Türk Kara Kuvvetleri -2-
Türk Kara Kuvvetleri Tarihçesi
Harun Yahya
ÜLKEMİZİN VARLIĞININ TEMİNATI
Türk Ordusu kahramandır, vatanseverdir ve askeri dehasıyla tüm
dünyanın hayranlığını ve saygısını kazanmıştır. Bu ise, kuşkusuz
vatanını ve devletini seven her Türk'ün göğsünü kabartmaktadır.
Milletimizin Ordumuza olan inancı ve güveni tamdır.
Atatürk, Türk Milleti'nin yetiştirdiği en eşsiz siyasi deha, en
güçlü devlet adamı ve hiç şüphesiz en büyük kumandandır. Gerek doğuştan
sahip olduğu yetenekler, gerekse hayatı boyunca kazandığı özellikler
açısından, çok üstün ve seçkin niteliklere sahiptir. Onun üstün
askeri dehası, ileriyi görebilme, her zaman isabetli kararlar verebilme,
cesaret, çelik gibi bir irade, azim, kararlılık ve güçlü bir sorumluluk
anlayışı gibi özelliklerle kendini gösterir. Onun askeri ve siyasi
dehası tüm dünya tarafından da tartışmasız kabul görmüştür. Atatürk,
hayatının uzun yıllarını savaş meydanlarında geçirmiş, ancak hiçbir
zaman yenilgi tanımamış ender komutanlardan biridir. İşte bu nedenle
Türk Milleti, insanlık tarihinde nadir olarak ortaya çıkan eşsiz
kahramanlardan birine sahip olma ayrıcalığına sahiptir.
ATATÜRK'ÜN ASKERİ VE SİYASİ DEHASI
Atatürk'ün bizlere miras olarak bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti,
onun askeri ve siyasi dehasının bir neticesidir. Türk Milleti ise
Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyetin yılmaz bekçisidir. Ancak onun
bu mirasının değerini kavrayabilmek ve Türkiye Cumhuriyeti'ni dünyanın
en güçlü devletleri arasında hak ettiği yere ulaştırabilmek için
her Türk ferdinin Atatürk'ü çok yakından tanıması gerekmektedir.
Atatürk'ü takdir edebilmek, onun düşünce yapısını, mantık örgüsünü,
Türk Milleti'ne olan bakış açısını ve Türk Milleti için hedeflerini
tam olarak anlamakla mümkündür. Atatürk'ü tanıyabilmek için en doğru
yol ise, yine onun sözlerine, uygulamalarına, onu yakından tanıyan
kişilerin anlatımlarına ve yine dünya siyasetine yön veren kişilerin
onun hakkındaki yorumlarına başvurmaktır.
Atatürk'ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı, Türk Milleti'nin ve
onun gözbebeği olan Türk Ordusunun kahramanlığını tüm dünyaya gösteren
bir özgürlük destanıdır. Türk Milleti düşmanların güçlü ve modern
silahlarına ve yüksek donanımlı ordularına karşı tüm varlığıyla
karşı koymuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde elele veren
Türk Milleti büyük bir zafer elde etmiş ve şan ve şerefle dolu olan
tarihimize yepyeni bir sayfa eklenmiştir. Atatürk söz konusu başarıların
Türk Milleti'nin eseri olduğunu Konya Orduevi'nde yaptığı bir konuşmada
şöyle dile getirmiştir:
"Arkadaşlar, tüm tarih bize gösteriyor ki, uluslar yüce hedeflerine
ulaşmak istediklerinde bu coşkularının karşısında üniformalı çocuklarını
bulmuşlardır. Tarihin bu geneli içinde büyük bir istisna bizim
tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki, Türk Ulusu
ne vakit yükselmek için bir adım atmak istemişse önünde hep önder
olarak, yüksek ulusal ülküyü gerçekleştirecek hareketlerin kılavuzu
olarak kendi kahraman çocuklarından oluşan ordusunu görmüştür.
Bu nedenle Türk Ulusu, elinde kılıç tehlikelere karşı yürümeye
hazır kahraman çocuklarına derin bir güven beslemiştir. Bu güveni
hep besleyecektir. Bundan sonra da Türk Ulusu'nun kutsal ülküsünün
gerçekleşmesi için kahraman asker evlatları hep önde gidecektir.
Tüm Türk Ulusu, başarıya ulaştığı her yaşamsal şeyin kahramanı
olarak kendi ordusunu, ordusunu komuta eden öz evlatlarından oluşma
subaylar topluluğunu, yüksek komuta heyetini görmektedir. Ulus
ve kahraman evlatlarından oluşan ordu öylesine birbiriyle birleşmiştir
ki, dünyada ve tarihte bunun örnekleri çok azdır. Bu ulusal gerçekle
her zaman övünebiliriz." (Seyfettin Turhan, Atatürk'te Konular
Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul ,
1995, s. 427, Konya Orduevinde konuşma, 22 Şubat 1931)
ŞEHİTLERİMİZİN ŞEHADET ŞERBETİ
Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nda kahramanca mücadele edip, düşman
ordularına beklenmedik bir karşılık veren Türk Milleti'nin her ferdinin
taşıdığı önemi, bir başka konuşmasında şu sözlerle ifade etmiştir:
"Geçirdiğimiz bunalımlı günlerin şerefli kahramanlarını hep
birlikte kutsayalım:
Onlar arasında savaş alanlarında düşman silahıyla göğüsleri delinmiş
bahtiyarlar olduğu gibi, ateşlerde yakılmış çocuklar, kadınlar
ve ihtiyarlar vardır.
Onlar arasında namuslarına saldırılmış... kızlar vardır.
Onların arasında, yurtlarını yitirmiş aileler, yavrularını gömmüş
analar vardır. Ve gene onlar arasında, savaştaki namus görevini
şerefle yerine getirerek, bugün memleketlerine dönmüş gaziler
vardır. Onlardan, şehitlik şerbetini içmiş olanların ruhlarına
fatihalar armağan edelim.
Bu hareketi yapan bir ordunun babaları ve analarından oluşan ulusumuz,
bütün dünyaya karşı en saygın ve değerli yeri kazanmıştır. Ulusumuz
çekinmeden övünebilir ve ben, böyle bir ulusun, önemsiz bir kişisi
olmakla en büyük mutluluğu duyuyorum. Bu savaş alanlarında, benzersiz
kahramanlıklar ve yiğitlikler göstermiş olan subaylarımızın, erlerimizin
ve komutanlarımızın her biri ayrı ayrı birer övünç sayfaları,
bir destan oluşturan hareketlerini, en ulu duygularla ve saygıyla
anıyorum." (Vural Sözer, Atatürklü Günler, Barajans Yayınları,
İstanbul, 1998, s. 471)
Büyük Önder, Onuncu Yıl Nutku'nda ise Türk Milleti'ne olan güveninin
nedenini şöyle açıklamıştır:
"Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda
daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem
yoktur. Çünkü, Türk Milleti'nin karakteri yüksektir...
Bütün dünya Türkiye'nin mevcudiyeti muhteremesine gıpta edecek
ve milletimize layık ve müstehak olduğu yüksek mevkii ayıracaktır.
Böyle bir millete mensubiyetimden dolayı çok bahtiyar ve müfterihim."(19.03.1923,http://abone.turk.net/selamisozer/sozleri_konusmalari/sozler1.htm)
Büyük Önder Atatürk'ün, "Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye
idealini tahakkuk ettirmek için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların
yenilmesi imkansız teminatıdır" ifadesiyle de dikkat çektiği
gibi, Ordumuz varlığımızın en önemli güvencesidir. Şanlı Ordumuz,
milli varlığımızı korumak için yüz binlerce şehit vermiş, tarihi
şanlı zaferlerle dolu bir ordunun mirasçısıdır. Ve bu mukaddes ordu,
Türk Milleti'nin sahip olduğu üstün seciyeyi büyük bir gurur ve
liyakatla en güzel şekilde üzerinde taşımaktadır.
Şerefli Ordumuz yüksek karakterini tarihin her döneminde tüm dünyaya
ispatlamıştır. Ordumuz bugüne kadar, hiçbir karşılık beklemeksizin
memleketimizin ve milletimizin hayrını, güvenliğini ve bütünlüğünü
gözetmiş; tüm kurumlarıyla Cumhuriyetimizin savunucusu olmuştur.
Türk Ordusu, ülkemiz üzerinde sinsi emeller besleyen ülkelerin
ve örgütlerin faaliyetlerini hep boşa çıkarmıştır. Bugün de yüksek
karakteri ve üstün seciyesi ile tüm düşmanları üzerinde çok büyük
bir caydırıcılık oluşturmaktadır. Ordumuz, topraklarımızı işgalcilerin
elinden kahramanca kurtarmış, düşman ne kadar güçlü olursa olsun
hiçbir zaman Türk Ordusunu geçememiştir. Balkan Savaşları'nda, I.
Dünya Savaşı'nda, Çanakkale'de, Süveyş'te, Kafkasya'da dünyanın
en güçlü ordularıyla mücadele etmiştir. Kurtuluş Savaşı ise dünya
milletlerine Türk'ün gücünü ve azmini göstermiştir. Ordumuz Anadolu'yu
işgal eden Yunan ordusuyla savaşmış, Avrupa'nın yayılmacı güçlerini
frenlemiş ve vatan topraklarımızı tek bir düşman bırakmamacasına
savunmuştur. Şanlı Ordumuzun caydırıcılığı, Türkiye Cumhuriyeti'ni
2. Dünya Savaşı'ndan korumuş, tüm Avrupa'yı işgal eden faşist lider
Hitler'i ülkemizden uzak tutmuştur. 1980'lerin başından bu yana,
Ordumuz ülkemizin bütünlüğüne kasteden teröre karşı en zor ve çetin
mücadeleleri vermiş ve bu mücadeleden de başarıyla çıkmıştır. Bugün
terör örgütünün bir çözülme ve dağılma süreci yaşamasının en büyük
nedeni, Ordumuzun ve kahraman askerlerimizin yaklaşık 15 yıldır
azimle sürdürdükleri mücadeledir.
Türk Ordusu kahramandır, vatanseverdir ve askeri dehasıyla tüm
dünyanın hayranlığını ve saygısını kazanmıştır. Bu ise, kuşkusuz
vatanını ve devletini seven her Türk'ün göğsünü kabartmaktadır.
Milletimizin Ordumuza olan inancı ve güveni tamdır.