İslam'ın hızla yükseldiği Avrupa ülkelerinden birisi de Danimarka'dır.
Danimarka'da devletin resmi dini olan Protestanlıktan sonra Müslümanlık
gelmektedir, ülkedeki Katoliklerin sayısı ise Müslümanlardan daha
azdır. 5.5 milyon insanın yaşadığı Danimarka'da nüfusun yaklaşık
%3'ünü Müslümanlar oluşturmaktadır. Yoğun göçlerin Müslümanların
sayısındaki artışa doğrudan etkisi vardır. "Danimarka'nın
Geleceği: Her İki Kişiden Biri Müslüman" haberleri ile
bu yükseliş Danimarka basını tarafından da ele alınmıştır. Danimarka'da
yaşayan ünlü sosyolog Eyvind Vesselbo yaptığı araştırma neticesinde,
yakın gelecekte Danimarka nüfusunun yarısının Müslüman olacağını
açıklamıştır.
İSLAM ÇİN VE RUSYA'DA DA YÜKSELİŞTE
Komünist Rusya İslam'la Tanıştı
90'ların başında komünist sistemin tarihe karışması ile birlikte
Rusya'da yeni bir dönem başladı. Komünist sistem yıllar boyunca
materyalist felsefeye dayanan bir toplum düzeni kurmuştu. İnsanı
sadece maddeden ibaret bir varlık olarak gören materyalist felsefe,
insan bilincinin de hareket halindeki maddenin bir ürünü olduğu
iddiasındaydı.
Tüm komünist sistemlerde olduğu gibi Rusya'da da, maddeci önyargılar
toplum düzenini ve hayatını belirleyen temel ögeler oldu. İnsanları
bir tür üretim aracı olarak gören, buna ek olarak aralarındaki ilişkide
de sosyal Darwinizm'in kurallarının geçerli olduğunu öne süren komünist
rejim ardında dev bir enkaz bıraktı. Çünkü sosyal Darwinizm, Charles
Darwin'in bilim dışı olan evrim teorisinden yola çıkmakta, insanın
bir tür gelişmiş hayvan olduğunu ve insanlar arasındaki ilişkide
hayvanlar arasındaki kuralların geçerli olduğunu savunmaktaydı.
Ancak Allah bu toplum yapısını da hak dinin lehine çevirdi. Rus
toplumunda yaşanan manevi çöküntü ve ahlaki dejenarasyon, son zamanlarda
insanların toplu olarak maneviyata ve dine yönelmesine aracı oldu.
Rus halkı dinsiz bir milletin var olamayacağı gerçeğini artık kavramıştır
ve bu kavrayış onları hak din olan İslam'a yöneltmektedir. Günümüzde
sayıları 20 milyonu bulan Müslümanlar, Rusya nüfusunun %15'ini oluşturmaktadır.
Üstelik Müslüman nüfusun çoğunluğu, diğer ülkelerde olduğu gibi
göçmenler veya yabancılar değil, bin yılı aşkındır bu topraklarda
yaşayan kimselerdir. Komünist rejim boyunca camilerin kapatılıp
depolara çevirildiği, din adamlarının tutuklanıp sürüldüğü, Müslümanların
dinlerini yaşamamaları için çeşitli baskıların uygulandığı Rusya'da
bugün halk akın akın İslam'a yönelmektedir. Bu yöneliş göz ardı
edilemeyecek büyüklüktedir. 1998 yılında Rusya'da ilk İslami üniversite
olan Rus İslami Üniversitesi kurulması, Tataristan'da Sovyet döneminde
18 olan cami sayısının 1000'i geçmesi Rusya'da İslam'ın yükselişini
gösteren örneklerden bir kaçıdır.
Kızıl Çin'de İslam
Komünizmin son kalelerinden biri olan Çin'de ise durum biraz daha
farklıdır. Burada da İslam yükselmekte, ancak Mao'nun Kızıl ideolojisi
devam ettiği için, din ahlakına karşı yürütülen mücadele tüm hızı
ile devam etmektedir. Din adamları halen tutuklanıp işkenceye uğratılmakta,
ibadethaneler kapatılmakta, insanların ibadet ve inanç özgürlüğü
engellenmektedir. Devletin ibadet yapılmasına izin verdiği mescidlerde
ve ibadethanelerde ise polisin ve askerin katı disiplini söz konusudur.
Örneğin Doğu Türkistan'da Müslümanlar istedikleri camide ibadetlerini
yerine getiremez, camide istedikleri kadar kalamaz, eğer devlet
dairesinde çalışıyorlarsa oruç tutamaz, namaz kılamazlar. Camiye
giden Müslümanlar gizli servis elemanlarınca yakın takip altına
alınırlar. 18 yaşından önce dini eğitim almaları yasak olan Müslüman
çocukların Kuran'ı öğrenmeye başladıkları tespit edilirse, yaşları
kaç olursa olsun bu çocuklar gözaltına alınır ve aileleri cezalandırılır.
Ancak izlenen bu baskı ve şiddet politikası Çin'de dine yönelişin
önüne geçememektedir.
Çin'in katı uygulamalarına rağmen Çin'de dine yönelişin artması,
Time dergisinin Asya baskısında şu şekilde belirtilmiştir:
Çin'in dini duyguları kontrol altına almak için uyguladığı tüm
baskılara rağmen, vatandaşları arasındaki manevi uyanış pek de
yok olacağa benzemiyor. Her ne kadar Komünist Parti halen resmi
olarak ateist olsa da, Mao'nun ideolojisinin yerle bir olması,
din tarafından doldurulacak manevi bir boşluğun ortaya çıkmasına
neden olmuştur .
Şu anda Çin'de, her ne kadar Komünist Parti bu rakamı reddetse
de, yaklaşık 200 milyon Müslümanın yaşadığı varsayılmaktadır. Her
şeye rağmen ibadetlerini yerine getiren Müslümanların sayısında
artış olduğu da tespit edilmiştir.