Hiçbir Türk vatandaşı, devlet kurumlarına zarar verecek, bu kurumların
işleyişini aksatacak ya da devletin temel değerlerini yıpratacak
bir faaliyet içine kesinlikle girmemelidir. Milli görevimiz, her
zaman için devletin yanında olmaktır. Bunun aksinde faaliyet gösteren
bir insan, kendi oturduğu bir apartmanın temellerini baltalayan
bir kişi gibi, kendi varlığına ve geleceğine zarar vermiş olur.
Yazı dizimizin önceki bölümlerinde ele aldıklarımız, bizlere iki
önemli sonuç gösterdi:
1. Bir milletin varlığı ve bekası için, güçlü bir devlete sahip
olması zorunludur.
2.Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milleti'nin yararını gözeten, milletin
refahının, güvenliğinin ve geleceğinin yegane teminatı olan bir
devlettir.
Dolayısıyla, önceden de belirttiğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'ni korumak, devlete sahip çıkmak her Türk vatandaşının öncelikli
görevidir. Hiçbir Türk vatandaşı, devlet kurumlarına zarar verecek,
bu kurumların işleyişini aksatacak ya da devletin temel değerlerini
yıpratacak bir faaliyet içine kesinlikle girmemelidir. Milli görevimiz,
her zaman için devletin yanında olmaktır. Bunun aksinde faaliyet
gösteren bir insan, kendi oturduğu bir apartmanın temellerini baltalayan
bir kişi gibi, kendi varlığına ve geleceğine zarar vermiş olur.
Demokratik bir toplumda, ülke meselelerinin çözümü için herkesin
ve her grubun farklı fikirleri olabilir. Örneğin kimisi serbest
piyasa ekonomisini savunur, bir başkası karma ekonominin yararlı
olacağını düşünür. Benzer şekilde, dış politikadan ülkenin bayındırlık
meselelerine kadar her konuda farklı görüşler olabilir. Dünya görüşü
yönünden de toplumun bir kısmı daha muhafazakar, bir kısmı daha
liberal olacaktır. Ama önemli olan tüm bu farklı siyasi ve kültürel
akımların, devlete bağlılık konusunda ortak bir tavır göstermeleridir.
Çünkü tüm bu gruplar, Türkiye Cumhuriyeti'nin unsurlarıdır ve
ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü olduğu sürece, bağımsız
bir millet olarak yaşama şansına sahiptirler. Kendi aralarında siyasi
mücadeleler yürütebilir, farklı partiler kurabilirler. Ama hepsi
devlete sadakat, devletin ve devletin kurumlarının korunması konusunda
aynı duyarlılıkta olmalıdır.
Eğer bir siyasi grup bu temel ilkeyi terk eder ve devlete karşı
tavır almaya başlarsa, bu kabul edilemez. Nitekim Türkiye'nin tarihinde
böyle denemeler olmuştur. Ancak tarih, bu gibi hareketlerin her
zaman için hüsranla sona erdiğini göstermektedir.
Bu gibi "beşinci kol" hareketleri, özel zamanlara ait
ve nadir görülen hareketlerdir. Dolayısıyla asıl önemli olan tehlike,
bazı siyasi hareketlerin, devletin bazı kurumlarını eleştirmekle
başlayan bir süreç sonunda "devlet aleyhtarı" bir siyasi
çizgi benimsemeleridir. Bunun son derece yanlış olacağı açıktır.
Türkiye toprakları üzerinde gelişen her türlü siyasi hareket, mutlaka
devletine bağlılığı temel bir prensip olarak benimsemeli ve bu prensibe
göre faaliyet göstermelidir.
SORUNLARIN DEVLETLE UZLAŞARAK ÇÖZÜMÜ
Devletin toplumun genel yararı için izlediği politikalar, kimi
zaman toplumdaki bazı grupları rahatsız edebilir. Bunlar, kendilerinin
devletin politikaları nedeniyle mağdur edildiğini düşünebilirler.
Ama bu gibi durumlarda çözüm, devletle çatışmak, sokaklara dökülerek
devleti protesto etmeye kalkmak, hatta devletin güvenlik güçlerine
karşı eyleme girişmek değildir. Çözüm, sorunların ve taleplerin
devlete bildirilmesi ve devletle birlikte çözüm yolları aranmasıdır.
Nitekim devletin bu gibi talep ve sorunları çözüme kavuşturacak
mekanizmaları vardır. Devletimiz, başta komünist rejimler olmak
üzere birtakım baskıcı devletlerde olduğu gibi, toplumun taleplerini
dinlemeyen bir kurum değildir. Aksine, devlet; adalet sistemiyle,
parlamentosuyla, bürokratik sistemiyle toplumun taleplerini karşılamaya
yönelik bir yapıdadır. İsteyen herkes tek bir dilekçeyle devletin
kurumlarına başvurabilir ve yardım isteyebilir. İsteyen her sivil
kuruluş, meclisteki parlamenterler aracılığıyla, taleplerini TBMM
gündemine taşıyabilir. Hatta isteyen herkes, devletten izin almak
kaydıyla, demokratik tepkilerini ifade edebilir.
Kaldı ki, Türk-Osmanlı kültüründe, devlet, vatandaşlarının taleplerini
her zaman için önemsemiştir. Osmanlı döneminde padişahlar "ayak
divanı" denen kabul günlerinde, sade vatandaşları kabul etmişler
ve dertlerini dinlemişlerdir. Cumhuriyetimiz de aynı güzel geleneği
devam ettirmekte ve vatandaşlarının taleplerine kulak vermektedir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da bu hususları gözönünde bulundurmalı
ve her türlü sorun ve şikayetlerini, devletle çatışarak değil, devletin
resmi mercilerine müracaat ederek ve uzlaşma yoluyla çözmeye çalışmalıdır.
Aksi bir tavır, bu tavrı gösteren kimseye bir yarar sağlamayacağı
gibi, toplumumuza da sadece huzursuzluk ve tedirginlik verir.
DEVLETE KARŞI İSYANKAR DAVRANANLARIN SONU
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik hiçbir isyan ve terör hareketinin
asla başarıya ulaşamayacağını ve Devletimiz'in bu gibi girişimleri
her ne olursa olsun bertaraf edeceğini gösteren en önemli örnek
ise, bölücü terör örgütü PKK'nın uğradığı hezimettir. Bilindiği
gibi PKK, 1984 yılından itibaren Türkiye'nin Güneydoğusu'nda ayrı
bir devlet kurma hayaline dayalı bir terör kampanyası başlatmıştır.
Binlerce polis ve askerimizi şehit etmiş, on binlerce vatandaşımızın
ölümüne neden olmuştur. PKK tüm bu terör eylemleri için çok ciddi
bir dış destek de görmüş, bazı ülkeler bu örgüte para, silah ve
lojistik imkan sağlamıştır. Ancak tüm bu çabalar yine de netice
vermemiş, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, Devletimiz'in
ilgili kurumları terör örgütünü çökertmiştir. PKK'nın lider kadrosunun
da ele geçirilmesinin ardından, örgütün askeri gücü büyük ölçüde
yok olmuştur.
Tüm bunlar, devlete karşı isyankar bir tavır takınan herkese ders
olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlettir ve devleti
hedef alan hiçbir hareket başarıya ulaşamaz. Bölücü ideolojiler
tarafından beyni yıkanan ve devleti yıkmak, parçalamak ya da ele
geçirmek gibi ham hayallere kapılanların, bu açık gerçek üzerinde
düşünmeleri ve içine girdikleri yolun çıkmaz bir yol olduğunu görmeleri
gereklidir. Aksi takdirde o çıkmaz yol, Devletimiz'e hiçbir zarar
veremeyecek, ancak kendilerini helaka sürükleyecektir.