"Güzelin güzeli güzel ahlaktır." (Ramuz El-Ehadis,
Sahife 112/9)
İnsanların çoğu iman ettik demenin ya da dine bir ucundan sarılmanın
yeterli olacağını düşünürler. Oysa Allah Kuran-ı Kerim'in pek çok
ayetinde makbul olanın "hayırlarda yarışıp öne geçmek", takva sahibi
müminlere örnek olmak ve her an üstün bir ahlak göstermek olduğunu
belirtmiştir. Müminler Allah'tan güçleri yettiğince korkmak, kendilerini
asla yeterli görmemek ve Allah rızasını arayıp, vicdanlarını son
sınırına kadar kullanmakla mükelleftir. Ve kişinin samimiyeti, Allah'ın
güzel gördüğü ahlakı yaşama konusundaki çabasıyla ölçülür. Her işinde
Allah'a yönelip dönen, daima Allah'ın rızasını ve dostluğunu kazanmaya
çalışan, kayıtsız şartsız güzel ahlak gösteren bir kişi bunun karşılığında
imani bir olgunluğa yani kamil imana ulaşır. "Kamil" sıfatı yetkin,
eksiksiz, mükemmel anlamını taşır. "Kamil iman" da, bir insanın
ulaştığı imani olgunluğun ve derinliğin en ileri, en mükemmel derecesini
ifade eder. Peki bir insanın imanının olgunlaşması, mükemmelleşmesi
nasıl gerçekleşir?
Allah'a iman etmek, O'nun her
şeyin tek yaratıcısı, tek sahibi ve tek hakimi olduğunu kavramaktır.
Her insanın O'na muhtaç olduğunu bilip, Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı
olmadığını ve her işi bir kader ile yarattığını anlayarak, hayatının
her anında O'na teslim olmasıdır. "Allah'a teslim olmak" ise, Allah'tan
çok korkmak ve O'na herşeyden ve herkesten çok bağlanıp, O'nu çok
sevmekle mümkün olur. Allah'a gerçek anlamda teslim olan bir insan,
kendisine yalnızca Allah'ı dost ve veli edinir. Hayatı boyunca karşısına
çıkan her olayın Allah'ın kontrolü altında gerçekleştiğini ve tüm
bunların özel hikmetlerle yaratıldığını bilir.
Bu nedenle de her ne olursa olsun, teslimiyetli tavrından taviz
vermez ve her zaman için Allah'a karşı boyun eğici bir tavır içerisinde
olur.Mümin kamil anlamda imana sahip olabilmek için, yaşamının her
anında Allah'ın tüm emir ve yasakları konusunda son derece titiz
davranır. Allah'ın beğendiği ahlak modelini de hiç bir taviz vermeden,
ölene dek sabırla uygular. Kamil iman sahibi bir müminin güzel ahlakı
yaşamakta gösterdiği sabır oldukça belirleyici ve önemli bir özelliktir.
Çünkü kamil iman sahibi kişi bu vasfıyla insanlar arasında öne çıkar.
Zaten kamil imanın farkı da bu noktada ortaya çıkmaktadır. İmanı
içlerine tam olarak sindirememiş kişiler bir ucundan dine yönelirken,
kamil iman sahipleri Kuran'ı hayatlarının her anında kendilerine
vazgeçilmez bir rehber edinirler. Yine aynı şekilde samimiyetsiz
kişilerin imanı belirli şartlara bağlı iken, kamil iman sahipleri
kayıtsız şartsız iman ederler. Şartlı iman eden kişiler, ancak nimet
içerisinde olduklarında ve tüm olaylar kendi istedikleri gibi geliştiğinde
dine sadık kalırlar ve güzel ahlakı taklit ederler. Ancak nimetlerde
bir eksilme olduğunda veya herhangi bir zorlukla karşılaştıklarında
kolaylıkla dinde taviz verebilir ve sadakatsizlik gösterebilirler.
Kamil iman sahipleri ise, Allah'a olan inançlarında ve sadakatlerinde
güzel bir kararlılık gösterirler. Bunun altında yatan sebep kesin
bilgiyle iman ediyor olmalarıdır. Kesin bilgiyle iman etmek kişinin,
Allah'ın ve ahiretin varlığına, aklı, kalbi ve vicdanıyla kesin
kanaat getirmesidir. Kuran'da "Ve onlar, sana
indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve aiherete de
kesin bilgiyle inanırlar" (Bakara Suresi, 4) ayetiyle de,
iman edenlerin bu özelliği vurgulanır.
Kamil imanın farklılığı, vicdanın tam kapasitede kullanılmasıyla
kendini belli eder. Vicdan, her zaman Allah'ın emirleri doğrultusunda
hareket eden ve kişiyi sürekli doğru olana davet eden bir sestir.
Kamil iman sahibi her durumda vicdanının sesini dinler. Bu da onun
Allah'ın hoşnut olacağı ahlak ve tavrı ortaya koymasını sağlar.
Güzel bir tavrı uygularken önüne çıkan zoluklar karşısında yılmaz.
Nefsinin istek ve tutkularına yenik düşerek en doğru olandan ve
en güzel olandan taviz vermez.
Kamil iman sahibi kişi sabrın en fazlasını, fedakarlığın en güzelini,
teslimiyetin en mükemmelini, Allah sevgisinin en şiddetlisini yaşamaya
gayret eder. Bu kişiler iman edip sonra da dosdoğru bir istikamet
tutturdukları, imanlarında kararlılık gösterdikleri, Rablerinden
gelen herşeyde hayır olduğunu bildikleri, her zaman şükredici oldukları,
Allah'a gönülden bağlanıp teslimiyet gösterdikleri için dünyada
ve ahirette güzel bir yaşamla müjdelenmişlerdir. Allah onlara bu
samimi yakınlıklarına karşılık dünyada ve ahirette iyilik vaat etmiştir.
Daha da önemlisi onları rahmetiyle kuşatmış, onlardan razı olmuş
ve onlara sevgisini ve hoşnutluğunu yöneltmiştir.
Unutulmamalıdır ki, kamil iman sahibi olmak, uzun uğraşılar sonucu
elde edilecek bir şey değildir. Allah bir ayetinde "Ve seni kolay
olan için başarılı kılacağız" (A'la Suresi, 8) şeklinde bildirmektedir.
İnsan kamil anlamda bir imana bir kaç dakikalık samimi bir tefekkürle
ulaşabilir. O halde bu konuda hiç kimse erteleme yapmamalı, peygamberlerin
ve salih müminlerin ahlakını yaşamak için ciddi bir çaba göstermelidir.
Çünkü dünya hayatı bir göz açıp kapama süresi kadar hızlı geçmektedir.
Herkes kendisine tanınan bu sınırlı süre içerisinde zamanla yarışmalı
ve güzel davranışlarda bulunmakta, kamil imanı yaşamakta acele etmelidir.
Allah bu sürenin sonunda takvada sabır ve kararlılık gösteren, yarışıp
öne geçen, Kendisi'ne yakınlaşmakta acele eden kullarına cenneti
vaat etmiştir. Ki onlar orada peygamberler, sıddıklar, şehitler
ve salihlerle birlikte olacaklar ve hepsinden önemlisi Rablerinin
rahmetine kavuşacaklardır.
Gelin hep birlikte bu karşılığa kavuşmak, Allah'ın rızası ve hoşnutluğunu
kazanmış olarak müminler için hazırlanan cennetlerde, peygamberler
ve kamil iman sahipleri ile konaklamak için acele edelim.
"Şüphesiz: "Bizim Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra
doğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar için korku
yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. İşte onlar, cennet halkıdır;
yaptıklarına karşılık olmak üzere, içinde ebedi olarak kalacaklardır."
(Ahkaf Suresi, 13-14)