|

NEDEN SUSADIĞINIZI BİLİYOR
MUSUNUZ?
Bedenimiz,
yaşamımızı sürdürebilmemiz için özel olarak kurulmuş yüzlerce denge
mekanizmasına sahiptir. Kanımızdaki su oranını dengeleyen sistem
de bunlardan biridir.
Bu sistem anlık kan basıncı değişiklikleri ile
harekete geçer. Kandaki su oranının azalması bu değişikliğe neden
olan etkenlerden biridir. Aksaklık olduğunda devreye giren, durum
normale döndüğünde devreden çıkan bu sistem kısa süreli regülatörler
gibi çalışır. Amaç, kan basıncını normal sınırlarda tutmaktır.
Kandaki su oranı azaldığında, kan basıncında çok
küçük de olsa bir düşme gerçekleşir. Bunun üzerine kalpten kanın
çıktığı ilk nokta olan aortta bulunan ve kan basıncındaki değişiklikleri
algılamakla görevli olan basınç ölçerler (baroreseptörler) devreye
girer. Kan basıncındaki değişiklikle uyarılan bu hassas algılayıcılar
durumu hemen beynimizdeki hipotalamus bölgesine bildirirler. Hipotalamus
ise bunun üzerine "Vazopressin" isimli hormonun üretilmesini
başlatır. Hızla üretilip kana bırakılan bu hormon hedefine yani
böbreklere ulaşır. Ve böbrek hücrelerine emir vererek, atık üretilme
hızını yavaşlatır. Bu şekilde vücudun su kaybı minimum düzeye indirilmiş
olur.
Öte yandan yine aynı "Vazopressin" hormonu
beynimizde susama hissinin oluşmasına da neden olur. Biz ise, içimizdeki
bu mükemmel sistemin işleyişinden hiç haberimiz olmadan, sadece
bir bardak su içerek vücudumuzun su dengesini sağlamış oluruz.
Görüldüğü gibi vücudumuzdaki su oranını dengede
tutan bu sistemin bütün parçaları beyin ile ortak bir çalışma içindedir.
Aorttaki hücreler bir mesaj göndererek su eksikliğini hemen beyne
bildirmektedirler. Beyin de bu mesajın ne anlama geldiğini hemen
anlayıp bir haberci yola çıkarmakta ve bu haberci vücuttaki pek
çok organ içinden konuyla ilgili olana yani böbreklere giderek neler
yapması gerektiğini anlatmaktadır.
Bu işlemler gün içinde biz hiç fark etmeden gerçekleşir.
Üstelik sadece bizim bedenimizde değil, çevremizde bulunan bütün
insanların; daha önce yaşamış olan ve bundan sonra dünya üzerinde
yaşayacak olan insanların da vücutlarında bu sistem vardır. Hepsi
aynı hassas algılayıcılara sahiptirler. Hepsinin vücut hücreleri
kan basıncı değişikliğinde nasıl davranmaları gerektiğini bilmektedir.
Bütün insanların bu görevle görevlendirilmiş olan hücreleri kandaki
basınç değişikliklerini ölçecek yapıya da sahiptirler. Bu sistem
nasıl ortaya çıkmış ve bütün insanlarda aynı özelliklere sahip olmuştur?
Böyle
bir mekanizmanın kör tesadüflerle ortaya çıkamayacağı akıl sahibi
her insan için açık bir gerçektir. Sistemin parçalarının da kendi
kendilerine bu özellikleri kazanmaları mümkün değildir. Bir insanın
okuyup anlaması için dahi dikkat sarf etmesi ve düşünmesi gereken
bu işlemleri hücrelerin kendi kendilerine keşfedemeyecekleri de
çok açıktır. Kaldı ki vazopressin vücudumuzdaki yüzlerce hormondan
tek bir tanesidir. Diğer hormonların her biri vücuttaki organlarla
benzer bağlantılar içindedir. Böyle bir sistemin üstün bir akıl
tarafından var edildiği ortadadır. Bu aklın sahibi herşeyi yaratmış
olan Allah'tır.
Her insan, kendi bedenindeki bu yaratılış mucizeleri
üzerinde düşünmek ve kendisini kusursuzca yaratmış olan Allah'a
şükretmekle sorumludur.
|