BEYNİMİZİN SUYUN İÇİNDE
YÜZDÜĞÜNÜ BİLİYOR MUYDUNUZ?
Beyin
bedenimizdeki kumanda merkezidir. Hissetmek, hareket etmek, işitme,
görme, tad ve koku alma, kalbin çalışması, nefes alma gibi hayati
işlevlerin tümünü beynimiz gerçekleştirir. Ayrıca hormonlar üreterek
vücudun ihtiyaçlarına göre düzenlemeler yapar.
Çok hassas bir sisteme sahip olan
bu organımız elektrik sinyalleri ile çalışan sinir hücreleri,
bunları barındıran ve beslenmelerine yardımcı olan destek hücreleri
ve kan damarlarından oluşur. Hem hassas bir yapısı hem de çok
önemli görevleri olan beyin vücut içinde çok yönlü bir korumaya
alınmıştır. Bunlardan en dikkat çekici olanı beynimizin bir sıvı
içinde yüzüyor olmasıdır.
Beyin yaklaşık 1,5 kg'lık bir ağırlığa
sahiptir. Eğer beyin bir sıvının içinde bulunmasaydı ve direkt
olarak kafatasına temas etseydi kendi ağırlığının altında ezilirdi.
Bu da beyindeki hayati merkezlerde bir baskı oluşmasına dolayısıyla
ölüme sebebiyet verebilirdi. Ancak böyle bir sorunla -hastalık
halleri dışında- karşılaşılmaz. Çünkü beynimizin kendi ağırlığı
-yüzdüğü sıvının içinde iken- 1400 kg'dan 50 gr'a kadar düşer.
Yani beyinde ağırlığı otuzda bire kadar düşüren bir sistem vardır.
Bu sistem şöyle çalışır:
Beynin
içinde birtakım boşluklar ve bu boşlukların içinde de sadece beyinde
bulunan özel damar yığınları vardır. Bunların görevi vücuttan
beyne taşınan kandaki serumu süzmektir. Serum önce beynin içindeki
boşlukları doldurur ve sonra çeşitli yollardan beynin dışına çıkar.
En sonunda da bu sıvı beynin üst kısmında yer alan tek yönlü valf
sistemi (araknoid villus) sayesinde genel dolaşıma (kan dolaşımına)
geri döner. Bu valflerin çok önemli bir görevi vardır: Sıvının
beyne yaptığı basıncı ayarlamak.
Eğer bu ayarlama olmasaydı ve basınç
çok yüksek bir seviyeye çıksaydı, o zaman beyne olan baskı beynin
fonksiyonlarını etkilerdi. Ve bu durum pek çok hastalığın sebebi
olurdu.
Buna
örnek olarak "hidrosefali" denilen hastalığı verebiliriz.
Bu hastalık türünde dolaşımdaki herhangi bir aksaklıktan dolayı
beyindeki sıvı bir süre sonra birikmeye başlar ve oluşan basınç
beyin fonksiyonlarını etkiler. Eğer dışarıdan bir müdahale yani
ameliyatla bu sıvı boşaltılmazsa artan basınç; zeka geriliği,
hareket bozuklukları, körlük hatta ölümle sonuçlanan rahatsızlıklara
neden olur.
Beyindeki sıvının basıncı normalden
daha az düzeylere indiği zaman da dayanılmaz baş ağrıları ile
birlikte yine beyin hasar görmeye başlar.
Beyindeki bu detaylı tasarım nasıl
ortaya çıkmıştır?
Beynimizin en fonksiyonel şekilde
çalışmasını sağlayan bu tasarımın tesadüfen ortaya çıkması elbette
ki mümkün değildir. Tüm bu ayrıntıları bilen jöle kıvamında bir
et parçası olan beynin kendisi de olamaz. Böyle iddialarda bulunmak
akıl ve mantığın tamamen dışına çıkmak demektir.
Bütün bu hassas dengeleri kusursuz
bir düzen içinde yaratan herşeyin yaratıcısı olan Allah'tır. Her
an içiçe olduğunuz ancak belki de farkına varmadığınız, üzerinde
düşünmediğiniz bu gibi iman hakikatlerini Harun Yahya'nın kitaplarında
bulabilirsiniz.