KÜÇÜK BİR MOLEKÜLÜN ÖZELLİKLERİ DAHİ,
EVRİM TEORİSİNİ
ÇÜRÜTMEYE YETERLİDİR
Trombin,
kanı pıhtılaştıran bir proteindir. Ancak, bu protein sürekli kanın
içinde dolaşmasına rağmen, her zaman kanı pıhtılaştırarak akışını
durdurmaz. Sadece damarlardan birinde kanama olduğunda pıhtılaşma
gerektiğini anlar ve kanı pıhtılaştırır. Eğer trombin her zaman
kanı pıhtılaştırıyor olsaydı, kandaki trombin proteinleri nedeniyle
damarlardaki kan hemen pıhtılaşır ve canlı yaşayamazdı. Peki,
trombin pıhtılaştırma özelliğini sadece gerekli olduğu durumlarda
nasıl aniden kazanabilmektedir?
Trombin, genelde
kanda aktif olmayan protrombin halinde mevcuttur. Aktif olmadığı
için pıhtılaşma görevini yerine getiremez, böylece canlı, kontrolsüz
bir pıhtılaşmanın ölümcül etkilerinden korunmuş olur.
Bir yaralanma,
yani kanama olduğunda protrombini aktif hale getirerek, trombine
dönüştüren nedir?
Stuart faktörü
denilen bir protein de protrombine etki eder ve onu pıhtılaştırmayı
gerçekleştiren trombine dönüştürür. Ancak Stuart faktörü de kanda
aktif durumda bulunmamaktadır ve harekete geçmesi için aktifleştirilmesi
gerekmektedir.
Bu noktada adeta
bir yumurta-tavuk senaryosuyla karşı karşıya kalırız. Akselerin
adında başka bir protein Stuart faktörünün harekete geçmesi için
gereklidir. Akselerin sayesinde Stuart faktörü aktif hale gelir
ve aktif Stuart faktörü -protrombini trombine dönüştürür; böylece
canlının kanaması durdurulur. Ancak şuna dikkat edin!Aslında akselerin
de başlangıçta aktif olmayan proakselerin durumundadır. Peki onu
ne aktifleştirir? Trombin!
Fakat trombin
hatırlayacağınız gibi bu zincirleme olayda, proakselerinin durduğu
yerden daha aşağıdadır. Bu durumda akselerin üretiminde rol oynayan
trombin, torunun anneannenin doğumundan önce var olmasına benzer.
Ne var ki, Stuart faktörünün protrombini çok yavaş bir hızda etkilemesi
nedeniyle, kanda her zaman bir miktar trombin bulunmaktadır. Dolayısıyla
bu az miktardaki trombin önce akselerini aktifleştirir ve daha
sonra pıhtılaşma için gereken proteinlerin herbiri domino taşları
gibi sıradan harekete geçer ve kan pıhtılaşır.
Buraya
kadar anlatılanlar pıhtılaşma ile ilgili son derece yüzeysel bilgilerdir.
Onlarca parçanın birbirine bağımlı olarak işlev gördüğü ve bir
tanesinin bile bir kez dahi görevini aksatmadığı böylesine bir
sistemin tesadüfler sonucunda oluştuğunu öne sürmek, kuşkusuz
bir insanın hayatı boyunca karşılaşabileceği en mantıksız, en
akıl dışı iddiadır.
Ancak evrimciler
canlıların pıhtılaşma da dahil tüm sistemleriyle birlikte aşama
aşama evrimleştiklerini iddia ederler. Oysa, pıhtılaşma olayında
da görüldüğü gibi, tüm proteinler ve enzimler, pıhtılaşmanın gerçekleşebilmesi
için birbirine bağımlıdır ve biri olmadan diğerleri hiçbir işe
yaramamakta, hatta canlının ölümüne neden olmaktadır. Dolayısıyla,
canlının, yarım çalışan bir pıhtılaşma sistemiyle, diğer parçaların
tamamlanmasını beklemek gibi bir şansı ve vakti olmayacak ve hemen
yok olacaktır. Sonuç olarak, bu tek örnekten de açıkça görülmektedir
ki, canlıların evrimleşerek türediklerini iddia etmek akıl, bilim
ve mantık dışıdır. Üstelik canlı bedenleri bunun gibi yüzlerce
birbirine bağlı sistem sayesinde varlığını sürdürür.
Darwinizm'in
akıl almaz iddialarını ve bilimin Darwinizm'e verdiği cevabı,
Harun Yahya'nın "HAYATIN GERÇEK KÖKENİ" isimli kitabında
okuyabilirsiniz.