Maddenin Ardındaki Sır Çözüm Kuran Ahlakı Darwinizm'in Karanlık Yüzü
Evrim Teorisinin Bilimsel Çöküşü İman Delilleri Harun Yahya'nın Eserleri Tüm Dünyada

DARWINİSTLER TERMODİNAMİĞİN İKİNCİ KANUNUNU REDDEDİYOR

Tatile giderken mutfağınızda bıraktığınız ekmeği tatilden döndükten sonra aynı bulmazsınız. Ekmek zamanla bozulmuş, çürümüş ve yok olmaya yüz tutmuştur.

En sevdiğiniz elbiseniz yıllar sonra eskir, ilk satın aldığınız halinden oldukça farklı bir şekle gelir.

Evinize yeni aldığınız mobilyaların kumaşı bir süre sonra aşınmaya başlar. Aylar, yıllar geçtikten sonra mobilyaların eskisinden daha da yenilenmiş, daha bakımlı bir hale gelmiş olması elbette beklenemez.

İşte bütün bunlar, fiziğin en temel kanunlarından biri kabul edilen "Termodinamiğin İkinci Kanunu"nun etkileridir. Bu kanun, evrendeki her şeyin doğal haline bırakıldığında zamanla bağlantılı olarak bozulmaya doğru gideceğini söyleyen bir kanundur.

20. yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri olan Albert Einstein bu kanunu "Bütün bilimlerin birinci kanunu" olarak tanımlamıştır.

1.5 asırdır insanlığı aldatan evrim teorisi ise bu kanunu göz göre göre reddetmektedir. Hatta tam tersini iddia ederek, cansız atom ve moleküllerin zaman içinde "tesadüflerle" biraraya gelerek düzenli proteinleri, DNA, RNA gibi moleküler yapıları oluşturduğunu söylemektedir. Ve bunların, daha sonra milyonlarca canlı türünü tesadüfen ortaya çıkardıklarını ileri sürmektedir. Evrime göre bütün bu sayılanlar her aşamada daha düzenli, daha planlı bir gelişme kaydetmiştir. Bu da, Termodinamiğin İkinci Kanunu'nun ortaya koyduğu bilimsel gerçeklere tamamen zıttır.

Evrimci bir bilim adamı olmasına rağmen evrimin termodinamik açmazını dile getiren Roger Lewin Science dergisinde yayınlanmış bir makalesinde şöyle demektedir:

"Biyologların karşılaştıkları problem, evrimin Termodinamiğin İkinci Kanunu'yla olan açık çelişkisidir. Sistemler zamanla daha düzensiz yapılara doğru bozulmalıdırlar."

Kısacası insanlık 150 yıldır fizik yasalarına taban tabana zıt bir iddia ile karşı karşıyadır. Bu asılsız iddianın geçersizliğini tam anlamıyla kavramak ise içinde bulunduğumuz asırda akıl ve basiret sahibi milletimizin de katkısıyla gerçekleşecektir.