|

DÜŞÜNEN KULAK
TELEVİZYON
KARŞISINA GEÇİP HABERLERİ SEYRETTİĞİNİZDE, EN SEVDİĞİNİZ SES SANATÇISININ
KONSERİNİ İZLEDİĞİNİZDE, ARKADAŞINIZIN SİZE İSMİNİZLE SESLENDİĞİNİ
İŞİTTİĞİNİZDE; BÜTÜN BU SESLERİN NASIL OLUŞTUĞUNU, BUNLARI NASIL
DUYABİLDİĞİNİZİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Kulağınızda çekiç, örs ve üzengi kemikleri, salyangoz, östaki borusu,
kulak zarı, dış kulak kanalı, yarıçembersel kanallar, işitme sinirleri
adı verilen son derece kompleks dengeler bulunmaktadır.
Bu sayılanların oldukça karmaşık görevleri vardır ve bütün bunlar
görevlerini yerine getirdiğinde ses oluşur.
Küçücük kemikler mekanik hareketlerde bulunur ve hemen ardından
bu hareketler insanların karşılıklı anlaştıkları anlamlı seslere
dönüşür.
Sesin
ortaya çıkış hikayesine bir göz atalım:Ses ilk olarak iç kulakta
oluşmaya başlar. Üzengi salyangozun başlangıcındaki bir zara bağlıdır.
Mekanik titreşimler bu bağlantıyla iç kulağın sıvısına aktarılırlar.
Sıvıya ulaşan titreşimler burada dalgalanmalar oluşturur. Salyangozun
iç duvarlarını çevreleyen yaklaşık 20 bin ayrı hücrenin tepesinde
yer alan birer mekanizma olan tüycükler ise bu dalgalanmadan etkilenir
ve belli belirsiz şekilde hareketlenir, bir titreşim algıladıklarında
birbirlerini iterek hareket ederler. Bu hareket, altlarındaki hücrelerin
kapılarını açar. Kapılar açılınca hücrelere iyon girişi olur. Tüycükler
ters yöne yattığında ise, bu defa kapılar kapanır. Sürekli devam
eden bu hareket, hücrelerin kimyasal dengelerini de sürekli olarak
değiştirir ve elektrik uyarıları üretmelerini sağlar. Bu elektrik
uyarıları beyne iletilir ve beyin bunları yorumlayıp ses haline
getirir.
Bilim bu olağanüstü sistemin detaylarını hala araştırmaktadır.
Evrimciler ise bu sistemin karşısında bir kez daha çaresiz kalmakta,
keşfedilen her detayda şaşkınlığa düşmektedirler. Çünkü her teknik
detay bilinçli bir yaratılışı bir kez daha ortaya koymaktadır.
|