|

DARWIN'İ HASTA EDEN KUŞ TÜYLERİ
Evrimciler,
kuş tüylerinin sürüngen pullarından evrimleştiğini iddia ederler.
Oysa, bu iddiaları tamamen temelsizdir ve fosil kayıtları tarafından
geçersiz kılınmaktadır. Paleontolog Barbara Stahl, koyu bir evrimci
olmasına rağmen şu itirafta bulunur:
"Tüylerin, sürüngen pullarından evrimleştikleri
varsayımı, analizlerce doğrulanmamaktadır... Tüylerin kompleks
yapısı göstermektedir ki, böyle bir yapının sürüngen pullarından
evrimleşmesi olağanüstü derecede uzun bir zaman ve çok sayıda
ara geçiş formu gerektirecektir. Bu zamana dek fosil kayıtları
böyle bir varsayımı desteklememiştir." (Barbara J. Stahl.
Vertebrate History: Problems in Evolution, Dover, 1985. ss. 349-350)
Connecticut Üniversitesi'nde fizyoloji ve nörobiyoloji profesörü
olan A. H. Brush ise, "tüyler ve pullar... genetik yapılarından
gelişimlerine, morfolojilerinden (Şekil Bilimi) doku organizasyonlarına
kadar her şeyde birbirlerinden farklıdırlar" diyerek aynı gerçeği
kabul eder.
Bunun yanısıra, kuş tüylerinin sürüngen pullarından evrimleştiklerini
gösterebilecek hiçbir fosil delili de yoktur. Aksine, Prof. Brush'ın
ifadesiyle, "tüyler fosil kayıtlarında sadece kuşlara has bir
özellik olarak bir anda belirirler".
Şimdiye dek pek çok fosil üzerinde "tüylü dinozor" spekülasyonu
yapılmış, ama detaylı araştırmalar bu iddiaları yalanlamıştır. Ünlü
kuşbilimci Alan Feduccia, "On Why Dinosaurs Lacked Feathers"
(Dinozorların Neden Tüylerinin Olmadığı Üzerine) adlı makalesinde
şöyle yazar:
"Tüyler tamamen kuşlara özgü yapılardır
ve sürüngen pulları ile kuş tüyleri arasında geçiş formu oluşturabilecek
hiç bir bilinen yapı yoktur." (Alan Feduccia, "On Why
Dinosaurs Lacked Feathers", The Beginning of Birds, Eichstatt,
West Germany: Jura Museum, 1985, s. 76)
Öte yandan, kuş tüylerinde hiçbir evrimsel süreçle açıklanamayacak
kadar kompleks bir tasarım vardır. Örneğin, Turna kuşunun tek bir
tüyünün üzerinde, tüy borusunun her iki yanında uzanan 650 tane
incecik tüy vardır. Bunların her birinde ise 600 adet karşılıklı
tüycük bulunur. Bu tüycüklerin her biri ise, 390 tane çengelle birbirlerine
bağlanır. Çengeller bir fermuarın iki tarafı gibi birbirine kenetlenmiştir.
Çengeller herhangi bir şekilde birbirinden ayrılırsa, kuşun bir
silkinmesi veya daha ağır hallerde gagasıyla tüylerini düzeltmesi
tüylerin eski haline dönmesi için yeterlidir.
Tüylerin
bu kompleks tasarımının, rastlantısal olaylar sonucunda sürüngen
pulundan evrimleştiğini savunmak, hiç bir bilimsel temeli olmayan
dogmatik bir inanıştan başka bir şey değildir. Nitekim neo-Darwinizm'in
en önde gelen isimlerinden biri olan Ernst Mayr, bu konuda yıllar
önce, bir kuşun tüyleri gibi kusursuzca dengelenmiş sistemlerin
rastlantılarla meydana gelebileceğini varsaymanın, bir insanın inandırıcılığına
gölge düşüreceğini itiraf etmiştir. (Ernst Mayr, Systematics and
The Origin Of Species. Dover. New York, 1964. s. 296)
Tüylerdeki bu tasarım, Charles Darwin'i de çok düşündürmüş ve arkadaşı
Asa Gray'e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli mektupta "Şimdilerde
ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor.
Örneğin bir tavuskuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta
ediyor." diyerek bu rahatsızlığını ifade etmiştir.
Kısacası, kuş tüyleri ile sürüngen pulları arasındaki büyük yapısal
farklar ve kuş tüylerinin son derece kompleks tasarımı, tüylerin
pullardan evrimleştiği iddiasını tümüyle temelsiz bırakmaktadır.
Darwinizm'in diğer yanılgılarını ve aldatmacalarını görmek için
Harun Yahya'nın kaleminden Evrimcilerin Yanılgıları kitabını mutlaka
okuyun.
|