|

DARWINİST-MATERYALİST FELSEFE,
İNSAN RUHUNU ASLA AÇIKLAYAMAMAKTADIR.
Beyin 25 milyon cilt kitaba eşit bilgiyi içinde barındırabilir.
Bu, yaklaşık 2.5 trilyon kelimeye eşittir. Beynin böyle muazzam
bir bilgiyi içerebilen bir hafızası vardır. Gördüğünüz yüzler, telefon
numaraları, konuştuğunuz lisan, eviniz, adresiniz, arkadaşlarınız,
yaşadığınız yılların neredeyse tamamına ait anılarınız, akrabalarınız,
okuduğunuz kitaplar, ilkokul, lise ve üniversitede öğrendiğiniz
bilgiler, o gün gazetede okuduklarınız, sevdiğiniz şarkıların sözleri,
ezberlediğiniz şiirler, marşlar ve burada genelleme yaparak dahi
bitiremeyeceğimiz kadar çok bilgi, beyninizde depolanmıştır. Ve
siz istediğiniz an bu bilgilerden herhangi birine ulaşabilirsiniz.
Örneğin, bu gazeteyi okurken, ilkokul öğretmeninizin yüzünü hatırlamak
isteğinizde bu bilgi hemen size ulaştırılacaktır. Bu devasa bir
kütüphaneye giden bir insanın istediği bilgiye istediği anda ulaşması
gibi bir olaydır; kütüphane görevlisi istenen bilgiyi, aradan saniyeler
geçmeden derhal bulur ve size getirir. Beyinde de istenen bilgileri
bulup yerinden çıkaran ve size ulaştıran 10 milyar sinir hücresi
bulunmaktadır.
 |
Bu noktada, beyni bilgisayarlarla karşılaştıralım. Bilgisayarın
hafızasına yüklediğiniz bir bilgiye tekrar ulaşabilmek için, daha
önceki uyarının tıpatıp aynısını yazmanız gerekir. Örneğin bir dosyayı
ararken eğer dosyanın ismini tam olarak yazmazsanız, tek harf dahi
farklı olsa, bilgisayar size dosyanızı bulmaz. Oysa, tanıdığınız
bir insanı 10 yıl sonra gördüğünüzde, sakalı uzamış saçları dökülmüş,
kilosu artmış dahi olsa tanıyabilirsiniz. Yüzünü hep önden gördüğünüz
bir insanı yandan gördüğünüzde dahi tanırsınız. Ve bu tanıma, sinir
hücreleriniz sayesinde gerçekleşir.
Ama sinir hücreleri, yağ, lipit, karbonhidrattan oluşan yapılardır.
Böyle yapıların bilgi saklamaları, istenilen bilgiyi anlayıp, trilyonlarca
kelime arasından arayıp derhal bulmaları ve ilgili yere iletmeleri
mümkün olabilir mi?
New York Üniversitesi'nden nörofizyolog Dr. Michael Lenoid, 17
Temmuz 1995 tarihli Time dergisinde, beynin ve sinir hücrelerinin
bu fonksiyonlarını anlattıktan sonra şu yorumda bulunmuştur:
"Burada çok üstün bir yaratılış bulunmaktadır. Bu artık beyinle,
sinir hücreleri ile izah edilebilecek durumun ötesinde bir şeydir.
Bilim adamları nihai olarak bilimin alanı dışında bir şeyin var
olduğunu anlamaktadırlar. O da ruhtur."
Yağ
ve proteinlerin oluşturduğu, cansız ve şuursuz atomların birleşimi
ile meydana gelen sinir hücrelerinin akıl, bilgi ve şuur sahibi
olmaları, hatırlamaları, hatırlatmaları imkansızdır. Yukarıda belirtilen
bilim adamının da açıkladığı gibi, bu yetenekler, sinir hücrelerinin
ve beynin ötesinde bir varlığa aittir. Hatırlayan, bilgi sahibi
olan, unutan, sevinen, üzülen, heyecanlanan, ezberleyen, aklında
tutan, zevk sahibi olan, gören, dokunan, hisseden, duyan, kavunun
tadını seven Allah'ın insana üflediği ruhtur.
Burada anlatılanlar, Allah'ın varlığını inkar eden, tüm insanları
ve evreni atomların tesadüfi birleşimi olarak gören Darwinist-materyalist
felsefenin çöküşünü hazırlayan önemli gerçeklerdir.
Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan "Hücredeki
Mucize" isimli belgeselde, bu gerçeklerden bazılarını izleyebilir
ve öğrendiklerinizi çevrenizdekilere anlatabilirsiniz.
|