|

GÖRMEDİĞİNİZ DÜNYALARDAKİ YARATILIŞ
SIRLARINDAN HABERDAR OLUN
Anne rahminde çoğalmakta olan hücrelerin, enerjiye çok fazla gereksinimleri
bulunur. Bunun için her türlü ihtiyaçlarının karşılanabildiği zengin
bir damar ağı içinde bulunmaları gerekir. Nitekim embriyonun (çoğalan
hücre yığını) içinde bulunduğu rahim duvarı zengin bir damar ağına
sahiptir.
Peki embriyo, bu damar ağındaki besinlerden nasıl faydalanabilecektir?
Embriyonun dış tabakasındaki hücreler, bu damarlara ulaşabilmek
için rahim duvarı dokusunu eritip sindiren bir enzim (hyaluronidaz)
salgılamaya başlar. Bir kısım hücreler bu şekilde rahim duvarını
yiyerek derinlere ilerler ve bunun sonucunda embriyo rahim duvarına
gömülür. Annenin damarlarını eritmeleri sonucunda ufak bir kan gölü
oluştuğu için, embriyo hücreleri tüm ihtiyaçlarını bu gölden karşılamaya
başlarlar.
Yeni
doğacak bebeğe ait hücrelerin, anne vücudunda kendileri için en
uygun ortamı bularak tutunmaları, daha sonra bu ortamı kendileri
için en uygun hale getirmeleri, hatta ihtiyaçları olan enzimi tüm
özellikleri ile birlikte tasarlayıp üretmeleri, tüm ihtiyaçlarını
benzersiz yöntemlerle karşılamaları, üzerinde düşünülmesi gereken
bir konudur.
Şuursuz, bilgi ve akıldan yoksun hücrelerin, bu kadar bilinçli,
amaca yönelik bir tavır göstermeleri ve son derece akılcı ve ilmi
yöntemler kullanmaları tesadüfen gerçekleşmesi imkansız olaylardır.
Bunların herbiri, hücreleri yaratan, idare eden, her an yönlendiren
bir iradenin, akıl ve ilim sahibi bir gücün varlığını gösterir.
İlk insandan bu yana, yeni doğacak bebeğin hücrelerini anne vücudunda
en uygun yere yerleştiren, trilyonlarca hücreyi aynı anda yaratan,
yaşatan, idare eden göklerin, yerin ve ikisinin arasındaki herşeyin
Rabbi olan Allah'tır.
|