|

MADDEYE TAPAN MATERYALİSTLER,
MADDENİN ASLINI HİÇBİR ZAMAN GÖREMEDİKLERİNİ BİLİYORLAR MI?
Bir insanın kahvaltı sofrasında yediği
peynir, hem tadı hem de görüntüsü ile yalnızca beyninde oluşan görüntü
ve hislerden ibarettir. Peynirden insana görüntü olarak ulaşan şey
yalnızca elektrik sinyalleridir. Bu sinyaller birtakım fiziksel
ve kimyasal işlemler geçirerek beynin görme merkezinde kusursuz
netlikte bir görüntü oluştururlar. Ancak beynin görme merkezi diye
adlandırdığımız yer sadece protein, yağ ve sudan oluşan hücreler
topluluğundan başka bir şey değildir.
Şuursuz
hücrelerin tüm bunlardan bir yorum çıkararak anlama, kavrama ve
zevk alma gibi özelliklerinin olmayacağı açıktır. Bu durumda beynin
içinde retinaya, merceğe, gözbebeğine, kısacası "göze"
ihtiyaç duymadan gören kimdir?
Bu varlık, insanın ruhudur.
İnsanın ruhu hiçbir zaman peynirin aslını göremez.
Ama peynire ait görüntü o kadar net ve keskindir ki, bunun, gördüğü
ve tadını aldığı peynirin aslı olduğundan emindir. Bu, Allah'ın
yarattığı büyük bir mucizedir. Allah, insanın ruhuna, dışarıdaki
orijinali kadar net ve kusursuz bir görüntü izlettirmektedir.
Bu gerçek, maddenin mutlak varlığına inanan
ve dolayısıyla Allah inancını reddeden materyalistlerin de en büyük
korkularıdır. Tüm yaşamlarını ve felsefelerini maddenin ezeli ve
ebedi olduğu, başlangıcı ve sonu bulunmadığı yalanı üzerine bina
eden materyalistler, bu olağanüstü gerçek karşısında çaresizdirler.
Harun Yahya'nın "Evrim Aldatmacası"
isimli kitabında materyalistlerin bu en büyük korkusuna ve kapıldıkları
şiddetli paniğe şahit olacaksınız.
|