|

ÇOK BÜYÜK BİR GERÇEĞİ GÖRMEZLİKTEN
GELMEYİN
Elinizde
tuttuğunuz kağıdın inceliğini, taşıdığınız poşetin ağırlığını ya
da sabunun kayganlığını hisseden gerçekte eliniz değildir. Eliniz
ile dokunduğu cisimler arasındaki bazı etkileşimler hücreler tarafından
sinir akımına dönüştürülür. Elinizdeki sinirlerin beyninize naklettiği
bu akımlar, beyinde dokunma hissine dönüşür. Dolayısıyla bir arkadaşınızla
tokalaştığınızda, bu el sıkışma hissi beyninize gelen sinyallerin
yorumudur.
Pekçok kimse -bu bilgiye sahip olsa da-
maddenin aslına dokunduğunu zanneder. Halbuki bu, hiçbir zaman mümkün
değildir. İnsan bir arkadaşıyla tokalaştığını beyninde hisseder.
Arkadaşının elinin aslına hiçbir zaman dokunamaz. Dokunduğu ve hissettiği
onun elinin beynindeki bir kopyasıdır.
Öyleyse madem dokunduğumuz veya gördüğümüz
cismin aslına ulaşamıyoruz, bu kopyanın orijinali ile aynı olup
olmadığından nasıl emin olabiliriz? Buna hiçbir zaman emin olamayız,
çünkü hayatımız boyunca kafatasımızın içinde yaşarız. Gördüklerimiz,
dokunduklarımız, duyduklarımız, tattıklarımız hep beynimizdedir.
Ancak bu kopyalar Allah'ın yarattığı bir harika olarak, orijinalinin
o kadar aynısıdır ki, insanların çoğu bu gerçeği fark edemezler.
Hatta, bu gördüklerinin bir hayal olduğunu bu kişilere anlatmak,
gerçeklerini göremedikleri konusunda onları ikna etmek için uzun
açıklamalar yapmak gerekmektedir.
Harun Yahya'nın "Gerçeği Bilmek"
isimli eseri sizi bu muhteşem sır üzerine düşünmeye yöneltecek ve
insanların içinde yaşadıkları bu gerçeklerden nasıl olup da habersiz
olduklarına hayret edeceksiniz.
|