|

MİLYONLARCA KİLOMETRELİK BİR ALANIN,
BEYNİNİZDEKİ BİRKAÇ SANTİMLİK GÖRME MERKEZİNE NASIL SIĞDIRILDIĞINI
HİÇ DÜŞÜNMÜŞ MÜYDÜNÜZ?
Bir bilim adamı teleskobundan gökyüzünü
incelediğinde uçsuz bucaksız bir ufka hakim olur. Güneşi, etrafında
dönen gezegenleri, yıldızları, göktaşlarını, gaz bulutlarını izlerken,
bu bilim adamı milyonlarca kilometrelik mesafeleri görmektedir.
Fakat bu muazzam uzaklıklara ait bilgiler, gerçekte
gözü aracılığıyla beyninin görme merkezine iletilen elektrik sinyallerinden
başka birşey değildir. Yani uzayın derinliklerine ait tüm detaylar
üç boyutlu ve derinlikli bir şekilde, beynindeki küçücük bir noktada
kusursuz bir görüntüye dönüşmektedir.
Peki trilyonlarca kilometrelik mesafeyi,
beynin üzerindeki küçük bir noktaya kim sığdırır?
Daha
da önemlisi, kafatasının içinde bu muazzam mesafeleri gören kimdir?
Uzaya veya bir manzaraya baktığınızda dağları, denizleri, gölleri,
ağaçları beyninizin içinde kusursuz bir oranla seyreden kimdir?
Kuşkusuz bu soruların cevabı şuursuz hücrelerden oluşan
bir et parçası değildir.
Trilyonlarca kilometre uzaklıktaki yıldızları küçücük
bir mekanda seyreden insanın ruhudur. Ve insana bu görüntüleri izlettiren
göklerin ve yerin tek hakimi olan Allah'tır.
Allah'ın insan ruhuna gösterdiği bu görüntüler
o kadar net ve gerçeğiyle o kadar benzerdir ki, insanların büyük
bir çoğunluğu bu geniş alanın birkaç santimlik bir noktada oluştuğunun
farkına dahi varmazlar. Doğdukları andan itibaren büyük bir mucize
içinde yaşarlar, ama bunu fark etmeden koskoca bir ömür geçirirler.
Dünya tarihinin en büyük bilimsel gerçeklerinden
birinin, özlü ve anlaşılır bir dille anlatıldığı Harun Yahya'nın
eserlerini mutlaka siz de okuyun.
|