|

KENDİ BEDENİNİZ DE BEYNİNİZİN
İÇİNDE MUHATAP OLDUĞUNUZ BİR GÖRÜNTÜDÜR
Gerçekte vücudumuzu da beynimizde seyrederiz. Vücudumuzu bize tanıtan,
beynimize ulaşan uyarılardır. Ve bu uyarılar beynimizde görüntüye
ve birtakım hislere çevrilir. Örneğin ellerimizle dizimize dokunduğumuz
zaman meydana gelen dokunma hissi, yerçekiminin oluşturduğu ağırlık
hissi, vücudumuzdan yansıyan ışık ışınlarının oluşturduğu görme
hissi gibi hislerin hepsi beynimizde oluşur. Bütün bu olaylar ruhumuz
tarafından, bir hisler topluluğu olarak idrak edilir. Ve biz vücudumuzu
görür ve hissederiz. Yani biz hayatımız boyunca vücudumuzun aslı
ile değil, beynimizdeki "vücudumuza ait kopyalar" ile
muhatap oluruz.
Bu durumda, biz kendimizi örneğin bir arabanın içinde otururken
gördüğümüzde, aslında biz arabanın içinde değilizdir. Araba da,
kendi bedenimiz de bizim beynimizin içindedir. Kısacası, beynimizdeki
araba görüntüsünün içinde vücudumuza ait görüntü de durmaktadır.
Ve ruhumuz bu kompozisyonu idrak ederek, seyrederek vücudumuzun
arabanın içinde olduğu kanısına varmaktadır. İşte insanı yanıltan
da budur.
Çünkü, bu görüntü o kadar aslının aynısı, hatta tıpatıp benzeridir
ki, insan her zaman odanın içinde olduğunu ve hep nesnelerin asılları
ile muhatap olduğunu zanneder.
Oysa şimdiye kadar hiç kimse, kendi bedeni de dahil olmak üzere,
maddenin aslını görmedi, hep kopyalarını seyretti.
Bu büyük gerçeği, Harun Yahya'nın eserlerinde mutlaka okuyun.
|