Maddenin Ardındaki Sır Çözüm Kuran Ahlakı Darwinizm'in Karanlık Yüzü
Evrim Teorisinin Bilimsel Çöküşü İman Delilleri Harun Yahya'nın Eserleri Tüm Dünyada

ŞİMDİYE KADAR HİÇBİR İNSAN ŞEKERİN ASLINI YEMEDİ

İnsan bir şekeri yerken, bunun ekşi ya da tatlı, naneli ya da meyveli olup olmadığına dair her ayrıntıyı beyninde hisseder. Herhangi bir biyoloji ya da fizyoloji kitabında tat alma duyusunun nasıl işlediğine bakıldığında, bu büyük gerçekle karşılaşılır.Buna göre insan dilinde bulunan tat alıcılar, bir dizi işlemden sonra bu algıları kimyasal sinyallere dönüştürür ve beyne iletirler. Bu kimyasal sinyaller de beyin tarafından şeker tadı olarak algılanır. Dolayısıyla kişi şekerin tadını aslında ağzıyla ya da diliyle değil, beynindeki tat alma merkeziyle hisseder. Eğer beyninize giden sinirler kesilse, o an yediğiniz herhangi bir şeyin tadının beyninize ulaşması mümkün olmaz; tat duyunuzu tamamen yitirirsiniz.

Bu durumda "şeker" dendiğinde insanın bildiği tat, tamamen beyninin dilinden gelen uyarıları nasıl yorumladığına bağlıdır. Dışarıdaki gerçek şekerin tadı ile insanın beyninde oluşan tat arasında belki de çok büyük bir fark vardır. Hatta biri acı, diğeri tatlı olabilir. Bu tamamen algıya bağlıdır. İnsan aslında acı bir tadı tatlı olarak ya da tatlıyı acı olarak algılıyor olabilir. Bunun aslını bilmek hiçbir zaman mümkün değildir.

Bu noktada çok önemli bir soruyla karşılaşılır: Tüm insanların şekerden aldıkları tat birbirinden farklı olabilir mi? Elbette ki bu mümkündür. Çünkü tüm insanlar yiyeceklerin tatlarını beyinlerinde hissederler. Hiçkimsenin beyninin dışına çıkıp, dış dünyadaki tadı, ya da bir başkasının beyninde oluşan tadı bilmesi mümkün değildir. Herkes Allah'ın kendisine beyninin içinde hissettirdiği tatları bilir. Bu gerçek, Allah'ın büyüklüğünü ve yaratma sanatındaki kusursuzluğu bizlere göstermektedir.