|

ŞİMDİYE KADAR HİÇBİR İNSAN ŞEKERİN
ASLINI YEMEDİ
 |
İnsan bir şekeri yerken, bunun ekşi ya da tatlı, naneli ya da meyveli
olup olmadığına dair her ayrıntıyı beyninde hisseder. Herhangi bir
biyoloji ya da fizyoloji kitabında tat alma duyusunun nasıl işlediğine
bakıldığında, bu büyük gerçekle karşılaşılır.Buna göre insan dilinde
bulunan tat alıcılar, bir dizi işlemden sonra bu algıları kimyasal
sinyallere dönüştürür ve beyne iletirler. Bu kimyasal sinyaller
de beyin tarafından şeker tadı olarak algılanır. Dolayısıyla kişi
şekerin tadını aslında ağzıyla ya da diliyle değil, beynindeki tat
alma merkeziyle hisseder. Eğer beyninize giden sinirler kesilse,
o an yediğiniz herhangi bir şeyin tadının beyninize ulaşması mümkün
olmaz; tat duyunuzu tamamen yitirirsiniz.
Bu durumda "şeker" dendiğinde insanın bildiği tat, tamamen
beyninin dilinden gelen uyarıları nasıl yorumladığına bağlıdır.
Dışarıdaki gerçek şekerin tadı ile insanın beyninde oluşan tat arasında
belki de çok büyük bir fark vardır. Hatta biri acı, diğeri tatlı
olabilir. Bu tamamen algıya bağlıdır. İnsan aslında acı bir tadı
tatlı olarak ya da tatlıyı acı olarak algılıyor olabilir. Bunun
aslını bilmek hiçbir zaman mümkün değildir.
Bu noktada çok önemli bir soruyla karşılaşılır: Tüm insanların
şekerden aldıkları tat birbirinden farklı olabilir mi? Elbette ki
bu mümkündür. Çünkü tüm insanlar yiyeceklerin tatlarını beyinlerinde
hissederler. Hiçkimsenin beyninin dışına çıkıp, dış dünyadaki tadı,
ya da bir başkasının beyninde oluşan tadı bilmesi mümkün değildir.
Herkes Allah'ın kendisine beyninin içinde hissettirdiği tatları
bilir. Bu gerçek, Allah'ın büyüklüğünü ve yaratma sanatındaki kusursuzluğu
bizlere göstermektedir.
|