|

DENİZİN MAVİ SULARINDA YÜZDÜĞÜNÜ
ZANNEDEN İNSAN, ASLINDA BEYNİNİN İÇİNDEKİ KARANLIKTA YÜZMEKTEDİR
Denizin
uçsuz bucaksız, masmavi ve serin sularında yüzen bir yüzücü aslında
çok büyük bir mucizeyle karşı karşıyadır. Çünkü kendini suda yüzüyor
zannederken, gerçekte beyninin içindeki karanlıktan dışarıya çıkamaz.Yüzen
kişi suya girdiği andan itibaren, her kulaç atışında vücudunun herbir
noktasına gelen uyarılar, hücreleri tarafından anında elektrik akımına
çevrilir ve beynine ulaşır. İşte bu sırada çok mucizevi bir olay
gerçekleşir. Kulaç atacak kolu, parmakları, hareket edecek bacağı,
kasları ve kemikleri, ıslaklığı hissedebilecek teni olmayan bir
varlık, suyun tenine dokunduğunu, kendini yukarı kaldırdığını ve
ilerlediğini hisseder. Peki tene ihtiyaç duymadan, suyun serinliğini,
kayganlığını, yoğunluğunu hisseden, ağzı ve dili olmadan deniz suyunun
tuzlu tadını alan kimdir? Beynin içinde ele, kola, bacağa ve tene
ihtiyaç duymadan suyu hisseden insanın ruhudur.
Asıl mucize ise ruhun hissettiği bu algıların gerçeğiyle TIPATIP
AYNI OLMASIDIR. Çünkü ruh suyun aslıyla değil, sadece beynine ulaşan
elektrik sinyalleriyle muhatap olduğu halde, suyun serinliğini,
kayganlığını, yoğunluğunu GERÇEĞİYLE BİREBİR AYNI olarak hisseder.
Bu his o kadar nettir ki, kişi asıl suya dokunduğuna, asıl suyu
hissettiğine inanır.Ancak bu mucizevi gerçek okullarda öğretilmesine,
ders kitaplarında yazılmasına ve bilimsel çalışmalarda çok geniş
yer tutmasına rağmen, insanların çoğu bunu bilmez. BU OLAĞANÜSTÜ
KONUYU BİLENLERİN ÇOĞU İSE ANLAMAK İSTEMEZ.Bu konu 21. yüzyılda
tüm gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır. Hayata bakış açınızı değiştirecek
bu gerçek hakkında bilmek istediğiniz ve aklınıza dahi getirmediğiniz
pekçok ayrıntı Harun Yahya'nın yeni çıkan kitabı Gerçeği Bilmek'te..
 |
|