|

HER İNSANIN SONSUZ EVRENİ
BİRKAÇ SANTİMLİK İDRAKİNDEDİR
İnsanın,
hayatı boyunca gördüğü her görüntü, duyduğu her ses, aldığı her
tat ve her koku, beynindeki küçücük algı merkezlerinde hissedilir.
Örneğin, insanın gözüne gelen bir ışık, göz hücreleri tarafından
beyne elektrik sinyali olarak ulaştırılır ve "ben görüyorum"
diyen insan, aslında beyninin bu elektrik sinyallerini yorumlamasını
görür. Yani gördüğümüz nesne örneğin bu gazetenin görüntüsü, aslında
beynimizde oluşur. Biz hiçbir zaman bu gazetenin dışımızdaki aslına
ulaşamayız. Gazeteye dokunduğumuza dair his de yine beynimizde ilgili
noktada oluşan bir dokunma hissidir. Biz hiçbir zaman dışımızdaki
gazeteye dokunduğumuza emin olamayız.
Bu, büyük bir mucizedir. Çünkü, içi kapkaranlık, sessiz olan bir
et parçasında pırıl pırıl, canlı, hareketli, sesli, neşeli, sohbetin,
dostluğun, kardeşliğin, sayısız nimetin, kelebeklerin, güllerin,
göllerin, şelalelerin, kuş cıvıltılarının, sevgi ve saygının, vefanın,
güzel tatların, kokuların, uzaklık hissinin, sevincin olduğu bir
dünya yaşanmaktadır. Ve her insanın beyninde farklı farklı dünyalar,
sesler, görüntüler, hisler vardır.
Peki beyinde oluşan bu hayatı yaşayan, gören, duyan, hisseden kimdir?
Beyinde oluşan gül kokusundan, günbatımı manzarasından, dostunun
sohbetinden zevk alan kimdir?
Bu önemli soruların cevapların! Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak
hazırlanan MADDENİN ARDINDAKİ SIR isimli belgeselde bulabilirsiniz.
|