| 
HER İNSAN, TÜM HAYATINI BEYNİNDEKİ
KÜÇÜK MEKANDA YAŞAR
Herkesin bildiği bir gerçek vardır: Görüntü, ses, koku, tat, dokunma
duyusu beyinde hissedilen duyulardır. Yani dış dünyamızı aslında
iç dünyamızda yaşarız. Bütün hayatımız, beynimizin içindeki küçük
bir mekanda geçer. Dışarıyı, beynimizdeki televizyondan seyrederiz.
Dışarıdan gelen elektrik sinyallerini beynimizdeki algı merkezinde
koklarız. Dışarıdan gelen elektrik sinyallerini yine beynimizde
sertlik olarak algılarız. Dışarıdan gelen elektrik sinyalleri beynimizdeki
hoparlörde sese dönüşür. Tüm bunları beynimizin içindeki birkaç
santimetreküplük odamızda yaşarız ve hayatımız boyunca o odanın
dışına asla çıkamayız. Her insan, kıtalar arası yolculuk yapan bir
gezgin, ilk olarak aya ayak basan bir astronot, hayatı boyunca köyünden
ayrılmamış bir çiftçi de olsa, beynindeki küçük odasının dışında
bir yere kıpırdayamaz.
Okyanusları,
ormanları, gökyüzünü, ayı, güneşi, çiçekleri, meyvaları bu beynimizdeki
küçücük odada görür, orada koklar ve seslerini orada dinleriz. Dışarıdaki
asıllarına hiçbir zaman ulaşamadan. Beynin içinde tüm bu hisleri
algılayan bir şuur vardır. Ancak elbette bu şuur beyni oluşturan
sinirler, yağ tabakası, sinir hücrelerine ait değildir. Bu şuur,
Allah'ın yarattığı ruhtur.
Bu açık ve ilmi gerçeği okuyan her insanın, beynin içindeki birkaç
santimetreküplük, kapkaranlık mekana tüm kainatı üç boyutlu, renkli,
gölgeli ve ışıklı olarak sığdıran Yüce Allah'ı düşünüp, O'ndan korkup,
O'na sığınması gerekir.
Harun Yahya'nın Sonsuzluk Başlamış Durumda isimli
eserinde bu gerçeğin detaylarını görecek ve bu önemli gerçek üzerinde
düşünme imkanı bulacaksınız.
|