20. yüzyılın hemen başında kaybettiğimiz Makedonya topraklarında
asırlardır yerleşmiş olan Türk-İslam varlığı, tüm asimilasyon politikalarına
rağmen günümüzde dimdik ayakta durmaktadır.
20. yüzyılın sonlarına kadar Yugoslavya'ya bağlı özerk bir cumhuriyet
olan Makedonya, 1990 yılında bağımsızlığını kazandı. Ancak Yunanistan'ın
karşı çıkması üzerine, resmi anlamda bağımsız bir devlet statüsünde
olması için adının Birleşmiş Milletler tarafından tescil edilmesi
3 yıl zaman aldı. Makedonya denilen coğrafya, bugün üzerinde Makedonya
Cumhuriyeti'nin kurulu bulunduğu coğrafya ile sınırlı değildir.
Tarihî Makedonya topraklarının 34.177 km2'lik parçası bugün Yunanistan
sınırları içindedir. Bu topraklarda 2 milyonu aşkın Makedon yaşamaktadır.
Makedonya'da, resmi rakam larda Türk nüfusu 80 bin civarında gösterilmesine
karşılık, Türk topluluğu önderleri bu rakamın 150-200 bin dolayında
olduğunu belirtiyor. Ülke halkının çoğunluğu Hıristiyan olmakla
birlikte Makedonya'da çok sayıda Müslüman ve küçük bir Yahudi cemaati
bulunuyor.
Bir Osmanlı Şehri: Üsküp
Makedonca "Skopiye" denilen Üsküp, Makedonya Cumhuriyeti'nin başkentidir.
Vardar nehrinin kıyısında bulunan kentin nüfusu 500 binin üzerindedir.
Ancak Bosna-Hersek'ten sonra Kosova'da meydana gelen kargaşa sırasında
şehre, çok büyük miktarda göç eden oldu.
Üsküp'ün Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmesi 1389
I. Kosova Savaşı iledir. Bu tarihten itibaren bir sancak merkezi
yapılan Üsküp, Fatih Sultan Mehmet tarafından Rumeli Beylerbeyliği'ne
bağlı eyalet merkezi oldu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli
bir yönetim ve ticaret merkeziydi. Osmanlı dönemine ilişkin birçok
tarihi eser bulunduran Üsküp, özellikle 1963'te 2 bin kişinin ölümüyle
sonuçlanan büyük depremde bu eserlerin bir bölümünü yitirdi.
1912'de başlayan Birinci Balkan Savaşı'nda Sırpların eline geçen
Üsküp, o tarihten itibaren Osmanlı Devleti egemenliğinden çıktı.
1915'te Bulgarlar tarafından Sırplardan alınan Üsküp, Birinci Dünya
Savaşı sonlarında, Fransız birlikleri tarafından Bulgarlardan alınarak
Fransızların eline geçti. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlar ve Bulgarlar
tarafından işgal edilen şehir, 1944'de Partizanlar tarafından geri
alınarak Yugoslavya bütünlüğü içindeki yerini aldı.
Makedonya'nın başkenti olan Üsküp, Yugoslavya Federasyonu döneminde
tarihteki önemini koruyamadığı için varlığını mütevazi bir şehir
olarak bugünlere kadar getirdi.
Yakın Türkiye Tarihinde Önemli Bir Şehir:
Manastır
Makedonyalıların bugün "Bitola" diye isimlendirdiği kente Osmanlı
İmparatorluğu döneminde, çevresindeki manastır kalıntılarından ötürü
"Manastır" adı verildi.
Manastır'ın Osmanlı Devleti'nin topraklarına katılması, Sultan
I. Murat döneminde oldu. 1378'de Kara Timur Paşa tarafından ele
geçirilen şehir, Rumeli eyaletine bağlı bir sancak merkezi yapıldı.
Balkanların dağlık bölgelerine yapılan seferlerde, müstahkem bir
üs olarak kullanıldı. Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra, Makedonya'yı
oluşturan üç vilayetten (Vilayet-i Selase) birisi olan Manastır,
aynı zamanda Üçüncü Ordu'nun da merkezi yapıldı.
Üçüncü Ordu'nun merkezinin Manastır'a alınmasıyla birlikte, şehre
birçok okul yaptırıldı. 1882'de yatılı okula dönüştürülen Manastır
Askerî İdadîsi de aynı dönemde açıldı. Mustafa Kemal'in 1895'ten
itibaren okuduğu Manastır Askerî İdadîsi Osmanlı Devleti'nde önemli
roller üstlenecek yöneticileri yetiştirdi.
20'inci yüzyılın başlarında dönemin en modern şehirlerinden birisi
haline gelen Manastır, 33 yıl Osmanlı Devleti'ni yöneten Padişah
II. Abdülhamit'e karşı oluşan muhalefet hareketinin askerî kanadının
toplandığı yerdir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yayın organı
Neyyir-i Hakikat Gazetesi de burada yayınlandı. 1908'deki II. Meşrutiyet
ilanına yol açan gelişmeler de burada başladı. Birinci Balkan Savaşı
sırasında 18 Kasım 1912'de Sırpların eline geçen şehir, 10 Ağustos
1913'te Bükreş'te imzalanan anlaşmayla resmen Sırbistan'a bırakıldı.
Manastır'da, Osmanlı'dan günümüze kadar ulaşan eserlerin başında;
saat kulesi, 16'ıncı yüzyılda yapılan Yeni Cami, İshakiye Camii,
Manastır Bedesteni, tarihî Postahane ve Manastır Askerî İdadisi
binası bulunuyor. Diğer taraftan bugün müze olarak kullanılan Manastır
Askeri İdadisi binasında, bir de "Atatürk Anı Odası" açılmış durumdadır.
Bina girişindeki tabelada; "Çağdaş Türkiye'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı
Mustafa Kemal Atatürk 1898 yılında Askerî İdadi'yi bu binada bitirdi"
ibaresi yer alıyor.
Ohri'de Yüzyıllar Süren Osmanlı Hakimiyeti
Ohri, Makedonya'nın Arnavutluk sınırında bulunan ve kendisiyle
aynı ismi taşıyan gölün kıyısında kuruludur. 26.400 nüfusa sahip
olan şehir, antik Liknidos şehrinin yerinde kuruldu. 9'uncu yüzyılda
rahip Clemens ve Naum tarafından Hıristiyanlık merkezi haline getirilen
şehir, 997'den 1018'e kadar Patriklik Merkezi olarak kullanıldı.
Bu tarihten 1767'ye kadar bağımsız başpiskoposluk olarak varlığını
sürdürdü.
Ohri, Sultan I. Murat döneminde, 1385 yılında Çandarlı Hayrettin
Paşa tarafından Osmanlı Devleti topraklarına katıldı. Manastır vilayetine
bağlı bir sancak merkezi yapılan Ohri, Arnavutluk içlerine düzenlenen
saldırılar için üs olarak kullanıldı. Balkanların tarihsel sürecini
aynen yaşayan Ohri, Birinci Balkan Savaşı sırasında Sırp ve Karadağ
askerleri tarafından ele geçirildi. 1913'teki Londra Anlaşması'yla
da Sırbistan'ın egemenliğine bırakıldı.
Uzun süre Türk hakimiyetinde bulunan Ohri'de, Osmanlı döneminden
kalan bazı eserler halen ayaktadır. Bunlardan bazıları; Haydar Paşa
Camii, Kuloğlu Camii, Hacı Hamza Camii, Halvetî Tekkesi, Ali Paşa
Camii, Hacı Turgut Camii ve restore edilmiş bir hamam.
Nüfusunun çoğunluğunu Müslüman Arnavutların oluşturduğu Ohri ve
çevresindeki köylerde halen çok sayıda Türk yaşıyor. Kentteki Türkler
son derece duru bir Türkçe konuşmaktalar.